Sayfalar

mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2013 Cuma

HADES


Hades; Eski Yunan mitolojisinde, Cehennem Tanrısıdır. Kronos ile Rheia’ nın oğludur. Yetkilerin Olympos tanrıları arasında dağıtımında Hades’e yeraltı dünyası, bir başka deyişle Ölüler Ülkesi düştü. Karısı Persephone de kendisi gibi katı, acımasız olduğundan insanların olduğu kadar, tanrıların da nefretini kazandılar. Hades, gün ışığı almayan karanlık ülkesinden; bir kez Hekimlik Tanrısı Asklepios’a görünmek için Olympos’a çıkmak zorunda kalışı dışında hiç ayrılmadı. Doğanın canlanmasıyla ilgili bir söylenceye göre, Zeus ve Demeter‘in kızları Persephone’yi kaçırıp bir daha yeryüzüne çıkmasını engellemek için nar tanesi yedirir. Hades’in yönetimindeki yeraltı dünyası, Hades Ülkesi (cehennem) adıyla anılmakta olup Homeros’tan başlayarak Latin şairi Vergilius ve Dante başta olmak üzere pek çok şair, yazar; ressam ve heykelciyi etkileyip eserlerine konu oldu.Odysseus, Orpheus, Theseus ve Herakles, Hades Ülkesi’ne gidip dönen kahramanlar arasındadır. Hades daha sonraları Roma Tanrısı Plüton ile özdeşleştirildi.

29 Temmuz 2013 Pazartesi

KIR TANRISININ BAŞI * ARTHUR RIMBAUD




İçinde öpücükler uyuyan
Görkemli çiçeklerle donanmış,
Yaprakları nakış gibi oyan
Mücevher kutusu, altın bir baş


Beyaz dişleriyle, Kır Tanrısı
Kırmızı çiçekleri otluyor
Ağzında şarap ve kan tortusu
Bakıp bakıp gülmekten çatlıyor


Kaçtı arasından yaprakların,

Yüreğinde korkunç
                       kahkahanın
Ürpertisi, düşünüyor, şaşkın
Altın öpücüğü ormanın.




kır tanrısı : pan


27 Temmuz 2013 Cumartesi

BASTET






BASTET



Efsaneye göre, Bastet bir gün babası Ra'ya kızarak Mısır'ın güneyindeki Nubia çölünde inzivaya çekilmiş ve bir aslana dönüşmüş. Bir süre sonra Ra kızını affedip Mısır'a geri çağırmış. Bunun üzerine aslan görüntülü Bastet, Assuan yakınlarında Nil'in suyunda yıkanmış ve hemen orda bir kediye dönüşerek, üzerine bindiği kayıkla Bubastis'e gitmiş ve bu bölgede tanrısal yaşamına devam etmiş. Babasına kırgın olan Bastet, bu neşe dağıtan, uysal, sevimli yaratık kedinin simgelendiği güzel bir tanrıça oluvermiş. Bastet'in tanrısal özellikleri bununla bitmemiş. Başta cinsellik ve doğurganlık tanrıçasıyken, daha sonra ölüleri koruma, yağmur yağdırma, hastalara ve çocuklara şifa verme, müzik ve dans, ay, analık ve aşk tanrıçası haline de gelmiş. Mısırda kedinin tanrılaştırılmasının nedeni, fare yakalaması dışında, kedinin avlanma yeteneğine duyulan saygı, güzelliğine duyulan sevgi, ve gizemli kişiliğine duyulan korkuyla karışık hayranlıktı.


Bir başka efsaneye göre, M.Ö. 525 yılında Pers kralı 2. Kambis, askerleriyle Mısır' ın kapılarına dayandığında Peluz' da bekleyen Mısır ordularının direnişiyle karşılaştı. Ancak kurnaz Pers kralı, Mısırlıların hassasiyetini göz önüne alarak çevrede ne kadar kedi varsa, askerlerine toplattırıp onları birer kalkan olarak kullanmış. Mısırlılar da tanrıça Bastet' in temsilcisi kedilere zarar gelmesin diye silahlarını bırakarak teslim olmuşlar. Kimi zaman tanrıça kimi zaman şeytan sayılan kediler zaman erkeğe oranla kadına daha yakın olmuştur.

26 Temmuz 2013 Cuma

ROMA MİTOLOJİSİNDE GEZEGENLER

MERKÜR-HERMES:Liri, kavalı, notaları, astronomiyi, ölçü birimlerini ve sporu icat ettiği de söylenen Hermes’in Roma mitolojisindeki karşılığı olan tanrı ise Mercurius idi. Mercurius, habercilerin, yolcuların, özellikle de tüccarların canlarını, hak ve menfaatlerini koruyan tanrıydı.

VENÜS-AFRODİT:Aphrodite’in Roma mitolojisindeki karşılığı olan Venüs ise önceleri bahçelerin tanrıçasıyken, Yunan mitolojisinin etkisiyle daha sonra aşk ve güzellik tanrıçası olarak anılmıştır.

MARS-ARES:MARS, Romalılar'ca Yunan mitolojisindeki Ares'le özdeşleştirilen savaş tanrısıdır. Roma mitolojisinde Mars'a ilişkin efsaneler, Ares'in efsanelerinden alınmıştır. Mars, savaş tanrısı olmaktan başka, tarım ürünlerinin ve hayvanların da koruyuçuşuydu. İlkbaharın ve savaş mevsiminin başlangıcı sayılan Eski Roma takviminde ilk ay olan mart, ona adanmıştı.

JÜPİTER-ZEUS:Zeus’un Roma Mitolojisindeki karşılığı Jüpiter olarak bilinir ve Jupiter, optimus maksimus yani en yüce, en büyük olarak adlandırılırdı. Roma devletinin baş tanrısı olan Jüpiter, kanunların ve toplumun düzeninden sorumlu tanrıydı

SATÜRN-TARIM TANRISI:Eski Roma’da Satürn, neşeli bir ziraat tanrısı olarak bilinirdi. Kış aylarında, Roma’da festivalleri yapılırdı. “Tohumların ekimi” ve hasat tanrısı olarak Satürn kutlanırdı. Bu eğlencelerde yemekler yenir ve doğanın armağanları kutlanırdı. Efendiler, hizmetkarların başında beklerdi. Her şey tersine döndürülürdü.

URANÜS-CAELUS:Uranos (Οὐρανός , gökyüzü), Yunan mitolojisinde yeryüzünün cisimleşmiş halini temsil eden tanrıça Gaia'nın kendiliğinden meydana getirdiği,gök tanrısıdır. Bu nedenle Roma mitolojisine de Caelus (gök, cennet) adıyla geçmiştir. Gaia ile birleşmek suretiyle Titanlardan tutun da tek gözlüKikloplara, çok başlı, çok kollu Hekatonkheirlere varıncaya kadar, birçok mitolojik varlığın babasıdır. 

NEPTÜN-POSEİDON:Poseidon’un Roma mitolojisindeki karşılığı olarak bilinen Neptunus de tıpkı onun gibi denizlerin tanrısıydı. Hırs ve gücü temsil eder, üç uçlu mızrağını yere vurduğunda ise depremler meydana getirirdi.

UYKU TANRISI HYPNOS


Hypnos, (Latince: Somnus/Yunanca: Ύπνος), Eski Yunan ve Roma'da uyku tanrısı. Nyks'in (Gece) oğlu, Thanatos'un (Ölüm) ikiz kardeşidir. Bazen yeraltında, bazen de Kimmerler'in ülkesinde ya da Lemnos (Limni) Adasında karanlık, dumanlı bir mağarada yaşadığı düşünülür. Unutkanlık ve kayıtsızlık ırmağı Lethe'nin suları odasının içinden akar. Efsaneye göre Hypnos, Endymion'a aşık olmuştu. Onu daima gözleri açık olarak uyutuyordu. Böylece sevgilisinin gözlerini ara vermeden seyrediyordu.


Omuzlarında ya da şakaklarında bir çift kanat taşıyan genç bir erkek görünümünde betimlenen Hypnos'un, tasvirlerde elinde genellikle sembolü sayılan bir afyon çiçeği sapı veya ucundan unutkanlık nehri Lethe'nin sularının damladığı bir ağaç dalı olur, bazen de bir meşaleyi yere bakacak şekilde, ters tuttuğu görülür. Hypnos yumuşak sedirinde yatar; çevresinde düşlerin yaratıcısı oğulları yer alır. Oğullarının en önemlileri sayılan Morpheus insan düşleri, Icelos hayvan düşleri ve Phantasos cansız düşleri gördürür.

19 Temmuz 2013 Cuma

POSEİDON * DENİZ TANRISI



      Poseidon, Yunan Mitolojisi'nde denizler, depremler ve atlar tanrısıdır. Kronos ile Rheia'nın oğlu. Zeus ile Hades'in kardeşi. Roma mitolojisi`nde Neptün olarak bilinir. En önemli silahı üç dişli bir yabadır ve bu yabayı yere vurduğunda depremler meydana gelir. Posedon hırs ve gücü temsil eder. Posedon'un hırsı Atlantis'in yok olmasına sebep olmuştur. Bunun nedeni ise dünyanın en mükemmel şehrini inşa etme arzusudur.



 Poseidon Dor'ların göçlerinden önce Peloponnesos ile Boiotia'da saygı görürdü. Üç dişli yabası ile denizleri allak bullak eder, karaları sarsar, depremler yollardı. Bunun için Poseidon'a Enosikhthon ile Gaeiokhos (yerin altında yürüyen) de denir. 


Ayrıca atların da tanrısıydı; En eski efsanelerde sık sık at şeklinde tasvir edilir. Pegasus, Poseidon ile zorla sahip olduğu Medusa'nın çocuğudur. Poseidon Şerefine tertiplenen araba yarışları içinde, Korinthos'ta yapılan İsthmia yarışarı en meşhurlarıdır. Atina'da ki Erekhteion'da, Posedon'la Athena arasında ki yarışın izleri görülür; Posedon, üç dişli asasını vurunca kaya da koca bir yarık açılmıştır.Zeus'un kızı olan Athena'ya Atina'da yenilmiştir.


16 Temmuz 2013 Salı

MİTOLOJİDE İSTANBUL BOĞAZI


        İstanbul Boğazı ya da antik çağdaki adıyla Bosporus için en önemli mitolojik efsane, bizzat Bosporus adıyla ilgilidir. Bu efsaneye göre Baş Tanrı olan Zeus, Argos kenti kralı Inakhos'un mavi gözlü kızı Io'ya aşık olur. Io ile buluşmak için, Olympos dağındaki sarayından aşağıya iner. Ancak, Zeus ne kadar çapkınsa, karısı Hera da o ölçüde kıskançtır. Bu ilişkiyi fark eder ve o da kıskançlık ateşiyle Olympos'tan inerek Zeus'un peşine düşer. Ancak Zeus karısının kendisini aramak üzere yeryüzüne indiğini anlar ve Io'yu ondan gizlemek için, ineğe dönüştürür. Ancak, inek o kadar güzeldir ki, Hera, ona hayran olur ve şüphelenir. Zeus'tan ineği ister. Zeus, onun büsbütün şüphelenmesini engellemek için, ineği verir. Hera, ineği alır ve Argus'u onun başına bekçi koyar. Argus adlı çobanın özelliği, hiç uyumamasıdır. Arkasında bile gözü vardır ve ineği arkasında iken bile görür. Çünkü kafasında çelenk gibi dizilmiş gözleri vardır. Güneş battığı zaman bu gözlerden bazılarını kapayıp, onlarla uyumaktadır. Gündüzleri ineği çayırda otlatıp, geceleri de tamamen kapalı bir ahıra koyup, kapısında nöbet bekler. Ancak Zeus, her ne kadar ineği kendi vermiş olsa da, zavallı Io'nun çektiklerine dayanamaz. Oğlu ve habercisi Hermes'i çağırarak ona inek haline sokmuş olduğu Io'yu kurtarması buyruğunu verir.

        Hermes, yüz gözlü çoban Argus'un elinden Io'yu kurtarmak için bir plan yapar. Yüz gözlü Argus'u uyutmak için uyku tanrısı Hypnos'tan yardım istemeyi düşünür. Hypnos, güneş ışıklarının girmediği, karanlık loş bir sarayda sessizlik içinde oturmaktadır. Yatağının üzerinde haşhaş çiçekleri bulunmaktadır. Haberci tanrı Hermes, ayağına tezdir, hızla ve sessizce saraydan içeri süzülerek, Hypnos'tan çiçeklerden vermesini ister. Hypnos, müthiş devleri bile uyutmaya yeteceğini söyleyerek, çiçeklerden bir avuç verir. Hermes, sevinçle saraydan çıkar ve ayaklarına kanatlarını takarak hızla Argus'un yakınlarına gelir, burada çoban kılığına girerek koyunlarını otlatmaya başlar. Argus'un yanına yaklaştığında ise haşhaş çiçeklerini kavalına doldurarak ona doğru üflemeye başlar. Argus, kaval sesi ve kokunun etkisiyle uyur.

        Io korkunç bekçi Argus'tan kurtulur kurtulmasına ama, Hera yine de onun peşini bırakmaz. İneğe büyük bir sinek musallat eder ve sinek Ioyu sürekli ısırır. Canı yanan hayvan da can havliyle kaçar. Önce Yunanistanın batı kısmında bulunan denize doğru koşar, bu denize verilen Ion denizi adı işte buradan gelir. Daha sonra Trakya'ya geçer. Bosporus'tan Asya'ya atlar. Bosporus adını buradan alır ki sığır geçidi demektir.

        Io'ya ne olduğunu sorarsanız, Anadolu yaylalarında durmadan koşar, Finike'ye varır. Buradan Mısır'a geçer. Zeus, Io'yu Nil Nehri kıyılarında yakalar, burada ona musallat olan sineği yok ederek onu yeniden mavi gözlü bir kıza yani eski haline dönüştürür.

        Mitolojik öykü burada da bitmez; Io'nun Keroessa adlı bir kız çocuğu olur. Keroessa'nın oğlu olan Megarakı Byzas, daha sonra şehri kurduğunda Haliç'e annesinin adından esinlenerek Keroessa yani Altın Boynuz adını koyar.


14 Temmuz 2013 Pazar

MEDUSA EFSANESİ


         Medusa, yaşamına çok güzel bir genç kız olarak başlamıştır. O kadar güzeldir ki tanrıçaların kıskançlığını üzerinde toplamış, tanrıları da peşinde koşturmuştur.Özellikle  Tanrıça Athena ( Zeus'un en çok sevdiği kızı) onu çok kıskanmaktadır. Denizlerin tanrısı Poseidon ise Medusa'ya hayrandır. Başı öylesine dönmüştür ki bir gün Athena'nın tapınağında Medusa'ya zorla sahip olur.



      Bu durumu kendisi için aşağılayıcı bulan Athena, Medusa'yı gorgon yaparak cezalandırır. Çok çirkinleşmiş, saçları yılana dönüşmüştür, yüzüne bakanlar taş kesilmektedir. Medusa insan olduğu için ölümlüdür. Gorgon yapma cezasını az bulur Athena ve Perseus'la iş birliği yaparak Medusa'nın başını kestirir. Başı kesildiği anda Medusa'nın Poseidon'dan olma çocukları Pegasus ve Chrysar gövdesinden dışarı fırlarlar. Medusa'dan sıçrayan kan damlaları Libya çöllerine düşer ve birer yılana dönüşürler.


       Perseus, Medusa'nın kesik kafasını alır gider. Athena ise Medusa'nın derisini yüzüp Aegis'in markası yapar. İki damla kanını kral Erichthonius'a hediye eder. Bu iki damla kandan biri öldürücü zehirdir,diğeri ise panzehirdir, tüm hastalıklara deva olmaktadır.